Karaciğer Hastalıkları
Karaciğer, diyaframın hemen
altında, sağ tarafta, yaklaşık olarak 2 kilogram ağırlığında
koyu kırmızı renkte yumuşak bir organdır. Yaşamak için gerekli
olan bir çok kimyasal olay burada meydana gelir.
Karaciğerin görevi :
- Günde yaklaşık olarak 4 su bardağı (1 litre) safra salgılar.
- Yağ, protein ve şeker metabolizmasını düzenler.
- Vücudun ısısını ayarlar.
- Vücudun ihtiyacı olan su ve vitaminleri yapar.
- Yağ, protein, şeker ve kan yapımı için gerekli olan maddeleri
depolar.
- Kan miktarını ayarlar.
- Hormonların görevleri üzerinde etkili olur.
karaciğer yukarıda belirtilen görevlerinden herhangi birini
yapamaz hale gelecek olursa, çeşitli hastalıklar ortaya çıkar.
Bunların en önemlileri, karaciğer yetersizliği, karaciğer
iltihaplanması, karaciğer sirozu, safra kesesi iltihabı ve safra
kesesi taşıdır.
Karaciğer Hastalıklarının Ortak Belirtileri : Hasta, sağ
böğründe ağrı hisseder. Bağırsaklarında fazla miktarda gaz
vardır. Karnı şişer, anüsten çıkan gaz pis kokar. Cilt rengi ve
bazen de göz akı sararır. Yüzünde ve ellerinde çil gibi lekeler
görülür. Hazımsızlıktan şikayet eder. Sabahları dilinde pas ve
ağzında acılık hisseder. Nefesi de kokar. Sabah saatlerinde
ensede ağrı hisseder. Çarpıntı, iştahsızlık vardır. İdrarın
rengi sabahları sarı ve koyu, daha sonraki saatlerde ise, duru
ve açıktır. Sık sık idrara gider. Baldır kasları ağrır. El ve
ayaklarında şişlik görülür. Geceleri uyumak istemez. Görme ve
işitme duyguları da zayıflar.
|
|
Karaciğer Şişmesi
Herhangi bir karaciğer hastalığı sırasında, karaciğer
hücrelerinin şişip, safra yollarını tıkanması sonucu ortaya
çıkan bir hastalıkktır. Tıp dilinde hepatit sarılık denir.
Hastanın bütün dokuları, hatta gözlerinin akı bile sarıya
boyanır. İdrarı esmerleşir. Deride kaşıntılar görülür.
Karaciğer Yetersizliği
karaciğerin görevini yeterince yapmaması sonucu görülen bir
hastalıktır. Belirtileri bağırsaklarda gaz, karın şişliği, sağ
böğürde ağrı, burun kızarması, solgun renk, yüz ve elde çil gibi
lekeler, paslı dil, ağızda acılık, mide bulantısı, kabızlık,
çarpıntı, el ve ayak şişleri, görme ve işitmede azalma görülür.
İdrar rengi, sabahları koyu, gündüz ise açık ve durudur. İdrara
çok çıkılır. Hastanın çukulata, baharatlı yiyecekler, turşu,
kızartmalar, ve yağlı şeyler yememesi gerekir.
Adrenalin
Böbreküstü bezlerinin iç kısımları tarafından salgılanan bir
hormondur. Hormonun görevi, organizmayı acil harekete
hazırlamaktır ve etkisini, nabzın atışı, kanın iç organlar ve
deriden kaslara sevk edilmesi, karaciğerdeki glikojenin glikoza
değişmesi ve b
Aybaşı Kanaması Yokluğu
Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye
başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer
hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan
kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı
gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme
bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı
kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin
veya menapozun işareti olabilir.
Aybaşı Kanamasının Gecikmesi
Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa;
gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla
gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de
düşünülebilir.
Deri Lekeleri
Deride görülen esmer lekelere "karaciğer lekeleri", beyaz
lekelere de "Vitligo" adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle
gizlenebilir.
Gastrit
Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan
bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir.
Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert
yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler,
alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek
saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek,
fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra
kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır.
Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek
gerekir. Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş
ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz
pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı
hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar
aylarında artar. Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır.
Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler
yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve
çok çiğnenerek yenir.
Hıçkırık
Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya
çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit
hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler,
sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer,
bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de
görülebilir. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora
başvurmak gerekir.
İshal
İshal; normal katılıktaki dışkının sulu veya yumuşak; sümüklü,
kanlı veya yağlı bir şekil alıp, sık sık tuvalete çıkmak
ihtiyacını doğurmasıdır. Bazen de ağrı yapar. İshal ve
kabızlığın birbiri ardınca sık sık görülmesi kesinlikle ihmal
edilmemesi gereken bir durumdur. İshale halk arasında amel ve
sürgün; tıp dilinde ise diare denir. İshalin nedenleri arasında;
yiyeceklerin bozuk olması, veya yiyecek çeşitlerinin
değişikliği, üşütme, isteri, bağırsak hastalıkları, kolera,
dizanteri, tifo, nefrit, kalp, karaciğer veya akciğer
hastalıkları sayılabilir. Bu nedenle kısa sürede geçmeyen
ishallerde mutlaka doktora başvurmak gerekir. Neden ne olursa
olsun tedavinin ilk şartı sıkı bir perhizdir. Hastaya açık çay,
maden suyu içirilir, yoğurt yedirilir. Sütlü ve yağlı yiyecekler
verilmez, peynir yedirilmez. Bol limonlu pirinç çorbası ve
patates püresi yedirilir. Her saat başı bir elmayı yemesi
tavsiye edilir.
İştahsızlık
Soğuk algınlığı, mide rahatsızlıkları, bağırsak hastalıkları,
karaciğer hastalıkları, safra kesesi hastalıkları, böbrek veya
kalp hastalıkları, kadınlarda aybaşı halleri, isteri, yorgunluk,
can sıkıntısı, iştahsızlık gibi nedenlerden kaynaklanabilir.
Tedaviye yemekleri belirli saatlerde yemeye alışmakla
başlanabilir. Üzücü ve sıkıcı olaylardan uzak durmaya çalışılır.
Nedeni bulmak için doktora başvurulur.
Kala-Azar
Leishmania donovani parazitinin sebep olduğu yüksek ateş anemi
dalak ve karaciğer lezyonları ile belirgin ağır enfeksiyoz
hastalık.
Kanda Kolestrol Yüksekliği
Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta,
böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında,
kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su
dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir
dokularının dayanıklılığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan
gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda;
180-230 miligram kolesterol bulunur. Bu miktar normaldir. 230
miligram kolesterol miktarı, kanda kolesterolün yükselmiş
olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damar sertliği, beyin ve
kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi
: Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı
olan kolesterolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt,
yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolesterol alınır. Kanda,
kolesterolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak
gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz
altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı
lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş
dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter
kokusu kolesterolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir.
Kanser
Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide
üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir
deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir.
Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak
veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına
yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini
bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin
hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden
korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki
belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz. - Makat
veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar - Göğüslerde
veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik
veya sertlikler - İyileşmeyen yaralar - Ses kısıklığı veya
belirli bir sebebi olmayan öksürük - Yutma güçlüğü ve hazım
bozuklukları - Ben ve siğillerde görülen değişmeler. Bu
işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse
mutlaka doktora başvurmak gerekir. Kanserin görüldüğü yerler
aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir. - Beyin ve
omurilikte %1 - Ciltte %10 - Tenasül yollarında, erkeklerde %10,
kadınlarda % 6 - Memelerde %14 - Sindirim sisteminde %25 -
Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3 - karaciğer ve
safra kesesinde %3 - Diğer organlarda %8 Bu bilgilerin ışığı
altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak,
kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü
söylenebilir. Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda
rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların
iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri
sürülmektedir. Makro-biyotik Gıda Rejimi: Bir günlük gıdanın,
%60'ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar
unundan yapılmış gıdalardan seçilir. %23-25'i hayvan gübresiyle
gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden,
patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir. %5-10'u
tahıl veya sebze çorbalarından seçilir. %10-15'I deniz ürünleri
arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya
şalgamdan seçilir. Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir.
Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir. Haftada iki
kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir.
Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır. Beyaz unla yapılmış
ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta,
konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve
suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru
bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao,
gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu,
sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti. Yukarıda
anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır.
Karın Ağrısı
Karın boşluğunda bulunan mide, bağırsaklar, karaciğer, safra
kesesi, pankreas, dalak, böbrekler, idrar torbası ve kadınlarda
yumurtalık veya rahimde görülen herhangi bir rahatsızlık, karnın
çeşitli yerlerinde ağrılara yol açar. Bu nedenle karın
ağrılarının nedenleri pek çoktur. Karın ağrıları, hastalığın
yerine ve özelliğine göre ya aniden ya da yavaş yavaş başlar.
Ağrı ile birlikte bulantı, kusma, ishal, ve ateş de görülebilir.
Kısa sürede geçmeyen karın ağrılarında, mutlaka bir doktora
başvurmak gerekir. Doktora danışmadan ilaç, müshil almak çok
tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
Kaşıntı
Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek dolaşıyormuş
hissi, hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan
kaşıntıya, tıp dilinde pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı
doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir: -
Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar
- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar - Bazı
kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar - İstiridye,
yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu
kaşıntılar - Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar - Şeker,
karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu
kaşıntılar - Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl,
kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar -
Mantarın neden olduğu kaşıntılar - Kıl kurdunun neden olduğu
kaşıntılar - İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar -
Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar
Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu
arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir.
Kolesterol
Hayvansal ve bitkisel yağların içerisinde bulunan, karaciğer
tarafından sentez edilen bir maddedir. Kanda normalden fazla
bulunması halinde, damar sertliğine neden olur, ve bazanda safra
pigmentleri ile birleşerek safra taşlarının oluşumunda rol
oynar.
Mide Ülseri
Midenin iç yüzündeki belirli bir kısmın aşınması sonucu meydana
gelen yaraya mide ülseri denir. Sinir bozukluğu, midede asit
fazlalığı, zamanında ve iyi tedavi edilmeyen gastrit, mide
zafiyeti, karaciğer yetersizliği veya safra azlığı, kalp
hastalıkları, sindirilmesi güç yiyeceklerin aşırı derecede
kullanılması, haddinden fazla sigara, çay, kahve veya asit
yapıcı meşrubat içmek, alkol kullanmak veya bazı ilaçların uzun
süre kullanılması mide ülserini doğuran nedenler arasındadır.
Hastalığın başlangıcında mide ekşimesi ve ağırlık hissi vardır.
Hastanın ağzına, sık sık ekşi su gelir. Tat alma duygusu
hafiflemiştir, dil paslıdır, hastanın rengi solmuştur. Karnın
üst kısmına bastırılınca, acıma hissedilir. Bu belirtiler ortaya
çıktıktan sonra; en kısa zamanda tedaviye geçilmezse;
yemeklerden 2-3 saat sonra sırta doğru yayılan şiddetli mide
ağrıları başgösterir. Baş dönmesi ve terleme de görülür. Bu
devrede, kusma ile bir miktar kan da görülebilir. Bazı
kimselerin büyük abdestleri katran gibi olur. Bu işaretler,
ülserin ilerlemiş olduğunu gösterir. Mide ülseri, bilhassa ilk
bahar ve son bahar aylarında, çok rahatsız edici bir hal alır.
Ağrı ve kanamalar artar. Mide ülseri, başlangıcında teşhis
edilip de tedaviye başlanılacak olursa, telaşlanmaya ve korkmaya
gerek yoktur. Bu durumda yapılacak ilk iş, üzüntüye kapılmamak,
aksine bütün üzüntülerden sıyrılmaya gayret sarf etmektir. Sonra
tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki hususlara kesinlikle
uymak gerekir. - Tedavi süresince istirahat edin -
Yemeklerinizi, her gün belirli saatlerde yiyin -
Bağırsaklarınızın düzenli bir şekilde çalışmasını sağlayın -
Sigara, çay, kahve ve alkolü bırakın - Diş sağlığına önem verin
- Süt ve sütlü yiyecekler, yumurta, kızarmış ekmek, tereyağı,
pelte ve haşlanmış balık, sebze püreleri ve patates yemeğini
sofranızdan eksik etmeyin.
Onikiparmak Bağırsağı Ülseri
İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak
bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak
bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri
denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu,
düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve
alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp
hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde
beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden
fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı
ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine
yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su
gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur,
baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne
basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru
yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar
aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı
doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık
yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret
etmektir.
Ödem
Vücudun anormal derecede su toplamasına halk arasında istiska;
tıp dilinde ise ödem denir. Veya hidrofizi denir. Yüzde,
ellerde, ayaklarda veya karında ağrısız şişlikler görülür. Bu
şişkinliklerin kaynağı kalp, karaciğer veya böbrek
hastalıklarıdır.
Parankim
Bir organ yada bezin görev gören dokusudur. Örneğin, karaciğer
parankimi denildiği zaman, karaciğerin bütünü anlaşılır.
Romatizma
Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara
romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında
görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir.
Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme
dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler,
sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan
nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli
rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve
şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket
etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı
hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur.3 çeşit romatizma
vardır: - Akut eklem romatizması - Romatoid artrit - Dejeneratif
romatizma
Safra Kesesi
Karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karacigerin alt
kısmında bulunan torba şeklinde bir organdır. Kesenin görevi,
safrayı depolayıp, yoğunlaştırmak, ve gerekli aralıklarla oniki
parmak barsağına (duodenuma) safra salgılamaktır.
![]() |
Sarılık
Safranın kana karışıp, bütün dokuları hatta göz aklarını bile
sarıya boyaması ile ortaya çıkan bir hastalık belirtisidir. Tıp
dilinde ikter denilen sarılığın üç çeşidi vardır.
- Hemolitik sarılık: Kandaki alyuvarların tahrip olması sonucu
safra, kana karışır. Hastanın idrar rengi normal, büyük tuvaleti
ise koyudur.
- Hepatik sarılık : Bir virüsün neden olduğu karaciğer
iltihabıdır. karaciğer hücreleri şişer ve safra yolları tıkanır.
Belirtileri, yavaş yavaş görülür. Hastada ateş, iştahsızlık,
ishal ve kusma vardır. En çok görülen sarılık çeşidi budur.
- Obstrüktif sarılık : Nedeni, safra kanallarının tıkanmış
olmasıdır. Ortak belirtileri ise şunlardır. Hastalığın neden
olduğu sarı renk, önce göz aklarında görülür. Sonra yüz, boyun,
gövde, kol ve bacaklara kadar yayılır. İdrarın rengi sarı ile
koyu kahverengi arasında değişir. Ciltte de kaşıntı vardır.
Büyük abdest, kil renginde ve fena kokuludur. Tedavinin ilk
şartı, yatak istirahatidir. Sıkı bir perhiz uygulanır.
Siroz
Bir organda sertleşme ve nedbeleşme ile karakterize fibröz doku
oluşumuna verilen isimdir. Ancak bu terim hemen her zaman
karaciğerin görevini yapamamasıyla ilgili, kronik karaciğer
iltihabı için kullanılır.
Şeker Hastalığı
Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu
bir hastalıktır. Tıp dilinde diyabet denir. Pankreas, kandaki
şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde
salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla
şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda
80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140
miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın
durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir. Şeker durumu Açken
Yemekten 1-2 saat sonra Normal kimselerde 80 mg. 140 mg. Orta
derecede 130 mg. 190 mg. Ağır derecede 160 mg. 215 mg. 2 çeşit
şeker hastalığı vardır.
- Şekersiz Diabet : Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan
antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit
şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.
- Şekerli Diabet :Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği
sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde
diabetes mellitus denir. Şeker hastalığını doğuran nedenler
dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı
kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın
başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar
miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı
vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada
devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton
kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adale krampları,
hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve
uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç
damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı,
katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir. İki çeşit
şeker koması vardır.
- Diabetik Koma :Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni,
insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda
insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya
iyileşmeyen yaralardır.
- Şeker Eksikliği Koması : Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen
bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli
açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda
insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle
beslenmektir. Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo
yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu
ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz
yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve
diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden
hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler.
Şişmanlık
Şişmanlık, alınan kalori miktarının yakılan kaloriden daha fazla
olması sonucu ortaya çıkan bir metabolizma bozukluğudur. Tıp
dilinde obesite denir. İstatistiklere göre şişmanların daha
çabuk yaşlandıkları, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp
hastalıkları, karaciğer ve safrakesesi hastalıkları, tansiyon
yüksekliği, akciğer hastalıkları, romatizmal hastalıkların
tehdidi altında bulundukları belirtilmektedir. Bu nedenle
şişmanlıktan kurtulmak için diyet ve beden hareketleri yapmak
gerekir.
Tifo
Mikrobik ve bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın mikrobu çomak
şeklindedir. Tifo basili adı verilen bu mikrop, çoğunlukla
tifolu hastaların dışkılarında veya idrarlarında, kanlarında,
tükürüklerinde veya vücutlarında görülen deri döküntülerinde
bulunur. Tifo salgınına, lağım suları karışmış içme suları veya
lağım suları ile mikroplanmış yiyecek maddeleri neden olur.
Salgın daha ziyade yaz ve sonbahar aylarında görülür. Hastalık,
mikrop vücuda girdikten yaklaşık 7-15 gün sonra ortaya çıkar.
Hastalığın ilk günlerinde yorgunluk ve baş ağrıları görülür.
Fakat hasta yatmak ihtiyacını hissetmez. Birkaç gün sonra ateş
yavaş yavaş yükselmeye başlar. İştahsızlık, baş ağrısı, burun
kanaması, bronşit, mide ve bağırsak bozuklukları ile birlikte
ishal görülür. İlk belirtilerin ortaya çıkmasını takip eden
birkaç gün içinde ateşi daha da yükselir. Göğsünde karnında ve
sırtında pire ısırığına benzeyen kırmızı lekeler belirir. Bu
günler içinde tansiyon düşer, nabız da yavaşlar. Hastalığın
üçüncü haftasında karın gerginleşir ve şişer. Dışkı ise
yumuşaklaşır, bağırsak kanamaları görülebilir. Bademcikler
iltihaplanmış, hasta zayıflamıştır. Üçüncü haftanın sonlarından
itibaren, ateş düşmeye ve diğer belirtiler kaybolmaya başlar.
Tifo kalbi, beyni, böbrekleri, akciğerleri, karaciğeri, göz ve
kulak sinirlerini etkiler. Bu nedenle iyi tedavi şarttır.
Hastaya süt, yoğurt, ayran, hoşaf, meyve suları, limonata,
portakal suyu, yumurta sarısı, yumurtalı çorbalar, iki kere
çekilmiş etten yapılmış köfteler, sebze ve meyve püreleri
verilir. Çok su içirilir.
Üremi
Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve
idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin,
idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen
hastalığa da üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat
büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı,
hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk
görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir
hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın
üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü
bırakması gerekir.
Yağlı Dejenerasyon
En çok kalp, karaciğer ve böbreklerde görülür. Bu organlarda,
hücreler normal çalışma yeteneklerini kaybederler ve içlerinde
yağ tanecikleri birikir.
|
|



